EĞİTİM   /   Mustafa KARTAL

 73. Sayı

 

Yaşantının Hakkını Ver

 

Mevla’mızın güzel nimetleriyle dolu olan dünyamızda bu güzel nimetleriyle yaşadığımız hayatı kimileri hakkını vererek, kimileri nankörlük ederek, kimileri etliye sütlüye karışmadan göz önünde bulunmadan devam ettiler ve devam da ediyorlar.

Mevla’nın hakkını vererek yaşamak için Mevla’mızın bir yol haritası var. Nasıl ki, haritada ki tariflere göre yola çıkılıyor, beldeler bölgeler onunla bulunuyor. Bu hadiseye kimse yorum yapmıyor doğruluğunu inkar etmiyor.

Mevla’mızın yol haritasını kabul eden, yorum yapmayan nimetlere hakkını veren şükredendir. Doğruluğu kabul etmeyen nankördür. Birde bu kadar nimet karşılığında inkar etmeyen ancak hep yorumla yaşayan, doğruları hep duymuş, hiç uymamış olan pes artık dedirtenler var. Bunlar yorum yapanlardır ama inanın kendilerine yorum bile yapılmaz.

Yani kısacası kalbinde heyecan olmayan, üzücü olaylara kalbi yanmayan kişi son saydığımız kısma girer. Mesela konumuz eğitim olduğu için soralım son yıllarda sekiz yıllık kesintisiz eğitimden dolayı Türkiye’de hafızlık sistemi ne olmuştur? Cevap bilmiyorum deniyorsa olmadı. Çünkü peygamber döneminden Osmanlı hükümranlığı ve son yirmi yıla yakın zamana kadar anne babalar evlatlarına önce Kur’an diyorlardı. Sekiz yıllık eğitim, ahlak dışı görüntülere, gençlerin geleceğini karartmaya ve fenni ilimleri kesintisiz devam ettirirken İslam’da çok önemli yeri olan hafızlık sistemini ortadan kaldırmıştır. Bizler bunları bilmiyoruz ve üzülmüyorsak bizlere bahşedilen din mirasına maalesef duyarsız kalmışız demektir.

Şimdi gündemde dörtlü formül var. Bu formülün bize faydası mı zararı mı var evladıma ne gibi güzelliği olur diye düşünmüyor da hafta sonu derbi maç ne olacak diyerek bütün düşüncelerimizi bu işe yoğunlaştırmış isek o zaman Kur'an ehlinin azalması bize müstahak, işlerimizde aksilik olması, bereketimizin azalması, aile sorunları bize müstahaktır ve müstahak olmaya devam edecektir.

Kıymetli okurlar! Güzel düşünelim unutmayalım hepimiz çocukken öğrendiklerimizle yaşıyoruz. Kendi evladını düşünmeyen, toplumu düşünemez Türkiye’nin geleceğini düşünemez. Malumdur ki son pişmanlık fayda vermiyor hem dünya hem ahiret pişmanlığı yaşamak istemiyorsak biraz daha olgun meseleleri düşünelim konuşulacak çok önemli şeyler varken fındık kabuğunu doldurmayan konularda boğulmayalım.

 

Yazara Mail GönderYazdırBaşa Dön