GÜNCEL   /   Fatih GÜNDEM

 73. Sayı

 

En Önemli Gerçek Maneviyat

 

Sevgili okurlar! Hepinizi selamların en güzeli olan Allah’ın selamı ile selamlarım. Allah’ın rahmeti, bereketi, inayeti üzerinize olsun.

İnsanı ayakta tutan manevi duygulardan uzak kalmanın ne denli zor olduğunu daha öncede sizler ile paylaşmıştık ancak insan bazı şeyleri yakıni yaşamadan daha iyi anlaması ve kavraması zor oluyor.

Birkaç gün önce bir kardeşimizi istemeden de olsa Bakırköy Hastanesi Psikiyatri bölümüne götürdük. Yaklaşık 45 dakika kadar oradaydım ve bu süre içerisinde 30, 35 kadar hastayı aileleri o bölüme getirdiler ve o insanlara ”geçmiş olsun” diyerek muhabbet ettik.

Gelenlerin yoğunluğu o insanlarında dikkatini çekti ve sordum, konuyu İslam ile din ile bağlamak maksatlı olarak; “neden bu kadar çok bunalıma giriyorlar” diye ve bizim anlatmak istediğimizi kendileri bize anlattı ve maneviyatsızlık, namazsızlık diye yanıt verdiler.

Aslında o cevap bizi biraz mutlu etti her ne kadar oradaki kardeşlerimize üzülsek te şunu anladık, bizi mutlu eden taraf, insanlar artık İslamsız, dinsiz, namazsız, maddi ve manevi değerlerinin çöktüğünü anlamış fakat yaşantı olarak hayata geçirme hususunda gayretsiz ve bir değimle de başsız kalmışlar.

İslam eğitimi almamış veya bir şekilde uzak kalmış veya bizler hakkı ile çalışıp yeterince ulaşmamız gereken yerlere ulaşamamışız.

Tabii olarak dünyada yaşamanın, sıkıntısız yaşamanın, dinsel öğütler ve yaşantısıyla gerçekleşeceğini insanoğlu ve müminler anlamış vaziyettedir ama ne çare ki, bir gayretsizlik vuku bulmuştur.

Genel manada insanları sıkıntıya düşüren ve buhran geçirmesine neden olan konular başta maneviyatsızlık bunun yanında geçim darlığı ve geçim sıkıntısıdır.

Bazı insanlar bu sıkıntılarına ahiret çerçevesinde göğüs gerip “amenna Hak’tan ne gelirse baş tacıdır” diyebiliyor buda istisna insanlara özgüdür.

Peki, bizler aile efradımız bu sabırla yaşamayı, sıkıntılara göğüs germeyi, her bir şeyi Hak’tan bilip, Hakka sevgi ile boyun bükmeyi, dünyanın bir imtihan yeri olduğunu öğrenmeliyiz.

Ailemize, çoluk çocuğumuza nasıl öğretmeliyiz dersek, cevabı küçük yaşta eğitimde diye cevap buluruz. Bizler çocuklarımızı 4 yaş, 4 ay, 4 günlükten itibaren medrese terbiyesi ile yetiştirip, İslam dini üzere bilgiyi yükleyip, teslimiyet şuurunu zihinlere yerleştirmeliyiz.

Tabi imkân ve fırsat bulursak, baskılara dik durursak bu olacak, dünya kaygısından çok ahiret kaygısı taşırsak bu olacak.

Sizler, vatan evlatlarını seven ve geleceklerini düşünen bir idareci olarak, anası babası olanların hayatlarına göz dikmeyi bırakında sokaklarda yatan kimsesiz, fakir, balici olmuş, tinerci olmuş körpe yaşlarında sokaklara itilmiş, gariban yavrularımıza sahip çıkın.

Doğuda, güney doğuda canını veren insanların, gençlerin can emniyetini sağlayın. Evlerinde iki lokma aş bulamayan fakirlerin midesine bir tas sıcak çorbayı indirmesini sağlayın da ondan sonra bunları konuşun tabi ona da hakkınız varsa ki, ne sizin nede başkalarının böyle bir hakkı yoktur ve olamaz da!

Burası bu ülke ve bu ülkede yaşayanlar değil evlatlarını onun tırnağını bile sizlere koklatmazlar. Amaç, maksat, gaye ne bilemeyiz ama bu insanlar sahipsiz değiller ve Yaradanları her an onları gözetlemekte ve muhafaza etmektedir.

İşte sevgili okurlar! Bu gibi zihniyet insanları bunalım, ikilem, ayrımcılık ve kavgaya götürmekten başka bir şey yapmamaktadır.

İşte sahip çıkılması gereken, tutulması gereken konu varsa Bakırköy’e giden yolu kesmektir, sivrisineği değil bataklığı kurutmaktır.

Bunun tek çaresi de yüce kitabımız Hazreti Kur’an’dır.

Bizler bu vazifeye sevdalıyız. Kur’an nurunu tüm dünya üzerinde ne kadar millet, ne kadar ülke var ise oralara ulaştırmak gayesindeyiz. Allah’ım bize bu aşkı, bu şevki en zirve derecede versin ve bizleri bu uğurda, bu yolda başarılı kılsın.

Sultan Fatih, çağ açıp çağ kapadı mükemmel olan hadisi şerife nail oldu. Bizlerde Mevla Teâlâ’nın “nurumu mutlak tamamlayacağım” ayetinde Kur’an-ı hâkim kılacağını ve İslam dininin mutlaka muzaffer olacağını ifade ve işaret etmiştir ve bu vazifeyi elbette bazı insanları vesile ederek o şahsiyetlerin elleriyle bunu yapacak.

İşte Rabbimiz! Biz bu davaya sevdalıyız, Sen bizleri başarılı eyle, hazır bizler varız Ya Rabbi bu yolda, bu uğurda bizleri vesile et, bizi mahcup ve mahzun etme.

Ya Rab ayaklarımızı sabit kıl, başarılı bir kul, başarılı bir ümmet, başarılı bir fert, başarılı bir aile reisi olmaya muvaffak et.

Bir dahaki sayıda görüşmek ümidi ile Allah’a emanet olunuz. Selam ve Dua ile.

    

 

Yazara Mail GönderYazdırBaşa Dön