KÜLTÜR   /  Murat BAYARAL

73. Sayı

 

   Mekke'deki Osmanlı'nın Son Yadigarı

 

Değerli Yeni Duruş okuyucuları! Sizlerle bir ay daha buluşmanın hazzıyla yazıma başlamak istiyorum. Bu ay hem Umre yolcularımızı uğurlamamız sebebiyle hem de Peygamberimiz (s.a.v)’in kutlu doğum haftası sebebiyle, kutsal topraklardan bir mekânı anlatmak istedim sizlere, kalemimiz yeterli geldiğince...

Suud yönetiminin yıktırma kararı alarak yerle bir ettirdiği Ecyad Kalesi, mukaddes topraklarda Osmanlı'dan geriye kalan ender eserlerden biriydi. Kâbe’nin hemen güneydoğusunda yer alan  Ecyad sıra tepelerinin ilk ve en görkemlisinin üzerine kurulu olan Ecyad Kalesi 1781 yılında Osmanlı tarafından eski bir kalıntı üzerine güvenlik amaçlı inşa edilmişti. Zamanla aldığı ağır tahribat yüzünden Osmanlı tarafından 1884 yılında tümden yenilenmiş ve Arap yarımadasının elimizden çıktığı I. Dünya Savaşına kadar Türk Garnizonu olarak kullanılmıştır. Otelleri yaparken kaleye dokunmama sözü veren Suud yönetimi verdiği sözü tutmadı. Ecyad Kalesinin yıkılmasından sonra özellikle Türk medyasında olayın büyük yankıları olurken, Suud medyası ise bu duruma sessiz kalmadı ve Okaz gazetesi "Tarih konusunda en son konuşacak ülke Türkiye'dir" başlığını attı.

Türkiye hakkında oldukça sert ifadeler kullanan gazete, "Geçmişini ve tarihini inkâr eden Türkiye, doğulu kimliğini de reddetti" diyerek bu konuda kendilerini eleştirmesinin anlamsız olduğuna dikkat çekti. Ecyad kalesinin yıkılmasından sonra Mekke'de Kâbe-i Muazzama’daki revaklar dışında Osmanlı eseri kalmadı. Suud yönetimi daha önce de benzer gerekçelerle diğer eserleri de yıktırmıştı. Şimdi revakların da yıkım kararı çıkmış. Osmanlı'nın son yadigârı da yıkılıyor yani. Belki bu seferki gerçekten haklı bir karar olabilir. Çünkü amacın daha geniş bir tavaf alanı yapmak olduğu söyleniyor. Kanuni Sultan Süleyman’da bizzat bu amaçla o revakları yaptırmıştı. Tabi niyet nedir onu bilemem ama son yadigârın da yıkılıyor olması çok üzücü. Türkiye revaklara resmen talip olmuş bu arada revakları uygun bir yerde koruma altına alacakmış.

Pek tabi Suud'un bu Osmanlı'ya olan tavrı eskiden beri böyleydi, hiç de hoş karşılanacak bir şey değil. Fakat gazetelerinin yazdığı da çok yanlış değil. Türkiye’de Osmanlı çok daha önce yok olmaya başladı. Doğu Anadolu'da birçok eser Ecyad Kalesinin kaderini paylaştı. Kaleler dışındaki eserlerin savaş zamanında topların bile yıkamadığı barış halinde iken define avcılarının saldırılarına uğruyor. Bizim zihniyetimizin Suud yönetiminden farkı nedir? Neden bu eserleri koruması gereken kurumlar görevlerini yapmıyor. Başka ülkelerdeki eserlerin tahribi bizi elbette üzüyor ama ya kendi ülkemizdekiler aynı üzüntüyü taşıyor muyuz onlar içinde. Medya aynı feryadı onlar için de yapıyor mu? Tahrip için sadece yıkmak mı gerekir bazen yıkmadan ecdadın yaptırdığı eserleri onlara uygun kullanmayarak da aynı tahribatı yapmış olmaz mıyız? İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına batırmak gerekir öyle demiş atalarımız.

Bir daha ki ay görüşmek üzere Selam ve Dua ile.

Yazara Mail GönderYazdırBaşa Dön