RÖPORTAJ   /   Yasin BAŞKESER

 57. Sayı

 

Yusuf Özkan İle Ropörtaj

 

YENİ DURUŞ; Dergimize teşriflerinizden dolayı öncelikle teşekkür ediyorum. Hoş geldiniz, Safalar getirdiniz. Hocam kısaca kendinizi tanıtır mısınız?

 

YUSUF ÖZKAN; Hoş bulduk, sefa bulduk. Bu naif davetiniz için ben size müteşekkirim. 1972 doğumlu Sakarya’lıyım. Dededen Fatih’liyiz. 50 senedir bu kapıdayız, Elhamdülillah. Tekstil işiyle iştigal halindeyiz. Medreselerimizin bekası ve devamı için kendi gücümüz nispetinde çalışmaya ve çalışan kardeşlerimize yardımcı olmaya çalışıyoruz. Allah bu çalışmadaki tüm kardeşlerimizden razı olsun ki, bizleri bu çalışmaya ortak ettiler.

 

YENİ DURUŞ; Allah muvaffak etsin. Medrese hayatınız nasıl başladı?

 

YUSUF ÖZKAN; Benim sizler gibi uzun soluklu medrese hayatım olmadı. Ancak imam hatip lisesinde okurken dönem aralarında İsmailağa camiinin yanındaki kubbeli medresede her sene takviye dersler alıyorduk. Sevgili dedem (Akyazılı Mustafa efendi) bana 4,5 yaşında iken Kur’an-ı Kerimi öğretmişti. İsmailağa camiinde dersimi alırdı. Sonra dedemin vazifeleri yoğunlaştığı için beni Zeki hocamıza devretti. Allah ondan razı olsun. Hafız olamadık belki ama çocuk yaşımızdan beri ilim tahsil etmeye gayret ediyoruz. Son yıllarda ise sevgili hocamızdan Arapça ilim tahsil ettik, Elhamdülillah. Şimdi ise bildiklerimizle amel etmeye, yaşamaya ve yaşatmaya çalışıyorum. Bu sebeple işyerimizde ara vermeksizin yedi yıldır akşam dersleri yapıyoruz. Efendi Hazretlerinin himmeti ve hocamızın yardımı ile çalışmalarımızda başarılı olmak için bir gayret içerisindeyiz, inşallah.

 

YENİ DURUŞ; Osmanlı zamanında her beldede, her şehirde belki bir tane veya iki tane Kur’an-ı Kerim olurmuş. Fakat bütün nesil o zamanlar hafız olurmuş. Ancak şu zamanda bütün evlerde birkaç tane Kur’an olmasına rağmen, bir beldede şu zamanda hakiki hafız yok denecek kadar az. Bizlere hafızlıktan bahseder misin? Niçin hafızlık? Niçin Fatih Medreseleri bu hafızlık konusuna çok ehemmiyet gösteriyor? Bizlere anlatır mısınız?

 

YUSUF ÖZKAN; Hafızlık tabiî ki olmazsa olmazımızdır. Ama bunu insanlara anlatmak çok güç. Hafızlık; hafızların cennette anne ve babalarına taç giydireceği bir amelden ibaret değildir. Bir toplumun bekası için lazımdır. Bereketi için lazımdır. Duaların kabulu için lazımdır. Bunca küfrün varlığında gazabın ertelenmesi için lazımdır ki bu konuda bir hadiseyi hatırlatayım. Ortadoğulu bir İslam âlimi Türkiye’yi ziyaret etmişti. Ziyareti bitince dönerken şu ifadeyi kullandı “ülkenizde bu kadar İslam dışılık varken Allah’ın gazabı size isabet etmiyorsa bunu hafızlarınıza borçlusunuz” İşte bu sebeple milletimize hafızlık müessesini çok iyi anlatıp çocuklarını hafız olmalarını sağlamalıyız. Şu anki mevzuat ve müfredat yavrularımızın hafız olmalarının önünde engel olduğu varsayılsa da bu mümkündür. Çünkü çocuk Osmanlı’daki gibi 4,5 yaşında Kur’an eğitimine başlasa en fazla bir sene gecikmeli olarak hafızlığını bitirir ve okula başlar. Ancak gönül ister ki çocuklarımız hafızlığını bitirince de bu eğitime devam etsin. Ama milletimizde gelecek kaygısı, diploma sevdası, rızık endişesi ve dünya sevgisi var oldukça mücadelenin çetin geçeceğini idrak ediyoruz. Allah milletimizin kalbine yumuşaklık versin ve geleceğimizi emanet edeceğimiz yavrularımızda bu yolda başarılı olsun inşallah.

 

YENİ DURUŞ; Efendi hazretlerimizi ilk gördüğünüz zaman neler hissettiniz? Bizlerle paylaşır mısınız?

 

YUSUF ÖZKAN; Biz Efendi Hazretlerini üç dört yaşımızdan beri görüyoruz, Elhamdülillah. Çünkü dedem  (Akyazılı Mustafa efendi) 1964 yılından vefat ettiği 1979 yılına kadar İsmailağa camii şerifinde Efendi Hazretlerimize yardımcılık yaptı. Efendi Hazretleri Anadolu’ya sohbet ve Emri Bil Marufa giderken yerine dedemi bırakırdı. Efendi Hazretleri dedemi çok severdi, dedem de Efendi Hazretlerini. Çok sık bir araya gelirlerdi. Hatta hiç ayrılmadıkları oluyordu. Bu görüşmeler esnasında bizi de götürürdü. Çocuktum o zamanlar ama hatırlıyorum. Efendi Hazretleri yanağımız ve saçımızdan okşar severdi bizleri. Şimdi de inşallah onun çizdiği yoldan gitmeye çalışıyoruz. Mevla zatından istifade etmeyi tüm taliplilere nasip eylesin.

 

YENİ DURUŞ; Efendi Hazretlerimizle yaşadığınız hatıralarınızdan biraz bahseder misiniz? Sizce medrese ne demektir?

 

YUSUF ÖZKAN; Efendi Hazretlerimiz ile birebir yaşadığımız bir anımız yok. Ancak, bir hadiseyi anlatayım. 2002 yılında doğan evladıma isim sormak için İsmailağa camiine Cuma namazına gittim. İçimden de şehit kardeşim Hafız Mustafa’nın ismini koymasını arzu ediyordum. Namazdan sonra yanına gidip soracaktım. Namazı eda ederken gönlüme Muhammed Fatih ismi geldi. Ben Mustafa ismini unutmuştum. Demek ki beni Muhammed Fatih ismine hazırladı. Ve namazdan sonra sorduğumda ismini Muhammed Fatih koydu. Ben Mustafa isterken Muhammed Fatih koymasının sebebini yıllar içerisinde daha iyi anladık. Bu sebebi belki sizlerle paylaşamayacağım ama Efendi Hazretlerimiz bir hikmetini daha bize göstermişti. Bir de Efendi Hazretlerimiz ile umrelerimiz var, Elhamdülillah. Ancak 2009 yılında ki umreyi her halde vuslat gerçekleşinceye kadar unutamam. Biz hocamla bir gün önce gidip Kabe’de Efendi Hazretlerimizin gelmesini bekleyecektik. İhramdan çıkmadık ki O’nunla bir sa’y yapalım, tavaf yapalım, zemzem içelim ve yer gök Kâbe melekler şahit olsun ve amel defterimize bu şekilde yazılsın diye. Ancak Efendi Hazretlerimiz beş gün sonra geldi. Ve biz beş gün ihramdan çıkmayıp O’nun gelmesini bekledik. Ve geldi. Ama ne geliş. O’nun geliş zevkini kaleme almak, dille anlatmak ne mümkün, ancak yaşanır. Sa’y ve tavaf esnasında kuşlar gibi uçuyoruz sandık. Sanki kanatlanmıştık. Allah herkese ve bizlere de tekrar nasip etsin inşaallah. Sorunuzun ikincisine gelince; medrese, hayattır. Damarlarımızdaki kan gibidir. Nasıl kan vücuda lazımsa medrese bize daha çok lazımdır. Çünkü insanın kanı olmazsa en fazla ölür. Ancak bir devlette medrese ve benzeri kurumlar olmazsa din ölür devlet ölür. Din olmadan vatan olmaz.

 

YENİ DURUŞ; Fatih Medreselerinin “Türkiye Açılımı” hakkındaki görüşlerinizi alabilir miyiz?

 

YUSUF ÖZKAN; Allah saygıdeğer büyümüz ve hocalarımızdan razı olsun. Bugün ittifak ile kabul edilen bir eksikliği tespit edip hayata geçirmek herkesin yapabileceği bir iş değildir. Ve bunu canlı gözlemliyoruz. Maalesef birkaç medreseye sahip olupta dini kendine dert edinmeyen kimseler vardır. Ama bizim hocalarımız tam bir hicret örneği sergileyerek Mus’ab bin Umeyr gibi yerini, evini, sevdiklerini geride bırakarak Türkiye’nin değişik illerine vazifeye gittiler. Okuyucularımızdan rica ediyorum iki dakika bu konuyu tefekkür etsinler. Bu iş ölümden zordur. İnşaallah Efendi Hazretlerimizin himmeti hocamızın önderliğinde Türkiye’nin her iline sonra her ilçesine hatta her köyüne ve mahallesine bu çalışma ulaşacaktır. Zor değildir. Çünkü Allah bizimle beraberdir. Yeter ki samimiyetten sapmayalım Efendi Hazretlerimizin derdini dert edinelim bu iş tamamdır. Şunu da hatırlatmak istiyorum bizi izlemeye devam etsinler. Bu çalışma dünya çalışmasına dönüşecektir.

 

YENİ DURUŞ; “Emri bil Maruf, Nehyi Anil Münker” çalışmasından bahseder misiniz?

 

YUSUF ÖZKAN; Emri Bil Maruf Peygamber Efendimizin asla terk etmediği ve Efendi Hazretlerimizin ehemmiyetle üzerinde durduğu çok önemli bir farzdır. Bu ülke insanı iyidir güzeldir ama dinden biraz bihaberdir. Onları haberdar etmek lazımdır. Çoğu günahı bile bilmiyor bilse yapmayacak. Günahı, sevabı, iyiyi, kötüyü söylemek lazımdır. Bu yıl ikincisini düzenlediğimiz gelenekselleşen Emri Bil Maruf Organizasyonu 80 ile 80 araç ile çıkıldı. Toplam 313 kişiyle. Biliyorsunuz 313 Bedir Ashabının sayısıdır. Bu vazifede görüldü ki; çok elzem bir şekilde bu çalışmayı kuvvetlendirerek devam etmek gerekmektedir. Sonuç olarak şunu söyleyebilirim namaz sözü veren, içkiyi bırakmaya söz veren, haramlardan korunacağına söz veren, sakal bırakacağına söz veren, hatta evinden TV’yi atan çok insanımız oldu. Bu insanların bizim zamanımızda günaha girip Allah muhafaza cehenneme düşmelerini biz yüce yaratıcıya nasıl hesap veririz. Biz iyiliği ve kötülüğü gösterelim tercih onlarındır. Ama yeter ki gidelim o insanlara ulaşalım.

 

YENİ DURUŞ; Siz nereye gittiniz ve orada yaşadığınız güzellikleri anlatır mısınız?

 

YUSUF ÖZKAN; Biz bu sene memleketimiz olan Sakarya’ya gittik. Her ilçesine bazı köylerine gittik. Dedik ya Anadolu insanı hoştur, naiftir. Çoğu bağrına bastı izzet ve ikramda bulundu. Çoğuna icabet edemedik. Çünkü bizim vazifemiz daha önemliydi bizi anlayışla karşıladılar. Hepsi özünde çok iyi insanlar ama gafletle dolmuşlar. İslami ve insani vazifeler ikinci plana itilmiş. Bu çalışmayı çok sıklıkla yapmalı ama elimizdeki malzeme ve imkân sınırlı olduğu için senede ancak bir defa yapabiliyoruz. Çünkü hoca kardeşlerimizin bulundukları yerlerdeki vazifeyi de ihmal etmemeleri gerekiyor. Allah hoca kardeşlerimizden, organize edenlerden, işini, çoluk çocuğunu bırakıp gelen herkesten ve yurdumun güzel insanlarından razı olsun.

 

YENİ DURUŞ; Sizce Türkiye’deki en büyük eksiklik nedir? Bu yaranın kapanması için ne yapmamız gerekir? 

 

YUSUF ÖZKAN; Bananecilikten kurtulamamak en büyük eksikliktir. Banane olur mu? Din bana inmediki hepimize indi. Felaha erersek hep beraber ereceğiz, batarsak hep beraber batacağız. O yüzden her Müslüman doğruyu söyleyecek ve yanlışı düzeltecektir. Efendimizin ahlakı da bunu gerektiriyor. Ben yok biz varız.

 

YENİ DURUŞ; Hayatınızda örnek aldığınız kişi kimdir? Niçin?

 

YUSUF ÖZKAN; Tabiî ki Peygamberimizin (s.a.v) risalet dışında aynen hayatını hayat edinen Efendi Hazretlerimizin Allah şefaatlerine nail etsin. Bizleri hem dünyada hem ahirette yalnız bırakmasın. Çünkü dikenlerin içerisinde gül yetiştiriyor. Çünkü aslan yetiştirmiyor, aslan terbiyecisi yetiştiriyor. Bir katre bizden razıysa bile bize yeter.

 

YENİ DURUŞ; Fatih Medreseleri olarak hedefleriniz nelerdir?

 

YUSUF ÖZKAN;  Tüm Türkiye’ye ve dünyaya İslam hâkim olması için var gücümüzle mücadele etmek ve asla yılmamaktır. Bu yol meşakkatli bir yoldur. Çileli bir yoldur. Bu sebeple önümüze çıkan imtihanların bizi olgunlaştıracağının bilincinde olup vazife aşkıyla çalışmalara daha şuurlu bir şekilde sahip çıkmaktır. Sorun üreten değil sorunu kendi içinde boğup bitiren olmaktır. Allah’ım başarmayı nasip etsin.

 

YENİ DURUŞ; Ferdi olarak bir hedefiniz var mı?

 

YUSUF ÖZKAN; Hayır hep birlikte başarıyı elde etmek hedefimizdir. İnşaallah başaracağız.

 

YENİ DURUŞ; Hoca arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir?

 

YUSUF ÖZKAN; Biraz sabır ve samimiyetten asla taviz vermemeleri olacaktır. Asla bir talebe kaybına sebebiyet vermemeleridir. Bu garip zamanda talibinin bu kadar az olduğu Kur’an medreselerine gelen talebenin kıymetini iyi bilmelidirler.

 

YENİ DURUŞ; Talebe arkadaşlarımıza tavsiyeleriniz nelerdir?

 

YUSUF ÖZKAN; Yavrularımız hocalarımıza zaman zaman sıkıntı yapabilirler. Ama bunu da talebenin içinde bulunduğu maddi, manevi, bedeni ve dünyevi şartlara bağlayabiliriz. Fazla detaya girmeyeyim mesaj yerine ulaşır inşaallah. Ailelere de büyük işler düşmektedir. Çocuğunu harici tehlikelerden uzak tutacaktır. Çocuk tam gün eğitim alıyor. Akşam evde delik kap gibi boşalıyor. Mevla hepsinden razı olsun ve hepsine keskin zekâ nasip eylesin. Bu dua Efendi Hazretlerimizin duasıdır.

 

YENİ DURUŞ; Fatih Medreseleri’nde ki başarının sırrı sizce nedir?

 

YUSUF ÖZKAN; Tek cümleyle özetleyeyim samimiyet. Çünkü samimi olan her konuda başarılı olur. Hele bu medrese işi olunca gerisini siz düşünün. Allah’ım ayırmasın.

 

YENİ DURUŞ; Dergi okurlarımıza söylemek istediğiniz bir şey var mı?

 

YUSUF ÖZKAN; Evet var hepimiz aynı tavanın içinde pişiyoruz. Dolayısıyla bu çalışmalara herkes destek vermeli. Bedenen, madden, dua ile zenginleştirebiliriz yarın ahirette her türlü pişman olmasınlar. Çünkü Mevla’mızın kendilerine verdiği nimetleri görünce keşke biraz daha çok destek ve sahip çıksaydık diye üzülmesinler. Desteklemeyenler ise pişmanlıklarını anlatmaya kelime bulamayacaklardır. Bu kardeşlerimize takdirlerinizi çok görmeyin. Mevla sizleri aklınıza bile gelmeyecek nimetlere nail eylesin. (Amin)

 

YENİ DURUŞ; Son olarak sizin eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

 

YUSUF ÖZKAN; Allah çalışmalarınızda yardımcınız olsun. Başarılarınızın devamını tamamını nasip eylesin. Allah hepinizden razı olsun. Esselamu Aleyküm.

 

Yazara Mail GönderYazdırBaşa Dön