ŞEHİRLER   /   Talha ALANTA

 38. Sayı

 

Rize

 

 

Yüzölçümü: 3.922 km²

Nüfus: 365.938 (2000)

İl Trafik No: 53

Telefon Kodu: +90 464

İlçeleri: Rize (merkez), Ardeşen, Çamlıhemşin, Çayeli, Derepazarı, Fındıklı, Güneysu, Hemşin, İkizdere, İyidere, Kalkandere, Pazar.

İlgi Çekici Yerler: Andon ve Çamlık Orman İçi Dinlenme Yerleri, Ayder, Cimil, Çat, Başhemşin, Ovit ve Palovit Yaylaları, Ayder Kaplıcası, Andon ve Şimşirli İçmeleri, Rize, Çayeli ve Pazar (Kız Kulesi) Kaleleri, Kale-i Balâ, İslam Paşa, Gülbahar, Cafer Paşa Camileri.

Komşuları: Bayburt, Erzurum, Artvin, Trabzon

                                                                                          

Rize:

Trabzon'un 75 km doğusunda, şişkin yeşil yastıklara benzeyen çay fideleriyle kaplı bir dağın eteğinde kurulmuştur. Bu tipik Karadeniz şehrindeki 16. yüzyıl İslam Paşa Camii ile Ceneviz kalesinin kalıntıları mutlaka görülmelidir. Tüm yörenin harika panoramik manzarası Ziraat Parkı'ndan gözlemlenebilir. İyi kalite, renkli, yazlık, hafif dokumalar Rize bölgesine hastır. Yazın, Çay Festivali sırasında Karadeniz'in en iyi çayı buradan alınabilir. Artık Atatürk Müzesi olan Mehmet Mataracı Konağı'nda Atatürk'e ait bazı eşyalar yanında, bölgeden çıkarılan etnoğrafik eserler de sergilenmektedir. Ardeşen'den sonra, yoldan içeri kısımlara Rize'den doğuya gidildiğinde, bir akarsuyun iki kıyısında kurulu güzel, küçük Canlıhemşin kasabasına ulaşılır. Yakınında, kano sporu için ideal olan Fırtına Vadisi, güzel Zir Kalesi ve Bizans döneminden kalma taş köprüler bulunmaktadır. İnişli yokuşlu Ayder çayırlıklarından geçerken, mevcut birçok kaplıcadan birinde dinlenebilinir. Dağa tırmanmayı sevenler için Kaçkar Dağları'na doğru burası en iyi başlangıç noktasıdır. Zümrüt diziler, dağcılar için Türkiye'nin en iyi örnekleridir, ve çok çaba gerektirir. Kaçkar Dizisi'nde güzel Kaçkar Dağları Milli Parkı yer almaktadır. Rize'nin güneyindeki dağlarda dünyaca tanınan besleyici Anzer balı ile bilinen Anzer köyü aynı zamanda botanik özelliği ve yürüyüşlere elverişliliği açısından hoş bir mekandır. Anzer ve İkizdere Yaylaları arasındaki İkizdere Kanyonu planör tarzı uçuş sporu için önemli bir noktadır. Aynı zamanda, buradan yöreyi kuşbakışı ile seyretmek mümkündür. Rize'nin yanındaki Çayeli, Pazar, Ardeşen, Of ve Fındıklı kasabalarının hepsi astropikal iklimin kesif yeşilliklerinin ve geleneksel dağ evlerinin hakim olduğu yerlerdir. Çamburnu sahili çam ağaçları, göç ederken burada duraklayan pek çok kuş çeşidi ile dinlenmek ve fotoğraf çekmek için çok hoş bir alan yaratır. 

 

MÜZE

• Rize Müzesi Adres: Rize Tel: (464) 214 02 35

• Etnografya Müzesi Adres: Müftü Mah. Kirazlık Sok. No:2 - Rize Tel: (464) 213 04 29

 

ÖNEMLİ GÜNLER

 Kurtuluş Günleri

• Rize'nin Kurtuluşu Rize 2 Mart

• Çayeli'nin Kurtuluşu Çayeli 9 Mart

• Pazar'ın Kurtuluşu Pazar 10 Mart

• Ardeşen'in Kurtuluşu Ardeşen 12 Mart

• Fındıklı'nın Kurtuluşu Fındıklı 11 Mart

 

Mahalli Kutlama Günleri

• Atatürk'ün Rize'ye Gelişi Rize 17 Eylül

 

  Rize'ye gelip de;

• Rize Kalesi'ni görmeden,

• Kale-i Bala'yı görmeden,

• Pazar- Kız Kulesi'ni görmeden,

• Ayder'de kaplıcaya girmeden,

• Dünyaca ünlü Anzer balını tatmadan,

• Çayeli'nde denize girmeden,

• İkizdere Çamlık'ta kuş gözlemeden,

• Laz böreği yemeden,

• Hamsili ekmek yemeden,

• Hamsi pilavı yemeden,

• Rize bezi almadan,

• Rize çayı almadan,

dönmeyin! 

 

İLİN ADININ KAYNAĞI

Rize'nin tarihi öncesi hakkında bilgilerimiz sınırlıdır. Yöreye hakim olan orman dokusu nedeniyle, Rize'nin tarih çağları ile ilgili bilgilere ışık tutacak arkeolojik bulgular da bu güne kadar ortaya çıkarılamamıştır. Rize'nin tarihi ancak komşu illerin ve bölgelerin tarihleri ile bağlantılı olarak ele alınabilmiştir.

Rize ilinin adı ile ilgili olarak değişik görüşler ileri sürülmüştür; Yunanca pirinç anlamına gelen Rhisos, Rumca'da "RIZA" olarak dağ eteği anlamında kullanılmıştır. Osmanlıca'da ise "RİZE" ufak kırıntı, döküntü anlamındadır. Ayrıca Erzincan'ın Sakalar dönemindeki "Eriza" olan adının başındaki "e" sesinin düşmesi ile adaş olarak Rize için de kullanıldığı ifade edilmektedir.

 

OSMANLILAR DÖNEMİ :

Trabzon Rumları, 1456 yılından itibaren Osmanlı devletine vergi vermeye başlamış, 1461 yılında Trabzon'u feth eden Fatih Sultan Mehmet 1470 yılında Ali Paşa ismindeki Komutan tarafından Rize ve çevresi Türk egemenliği altına alınmıştır. Böylece Anadolu Türk birliğine katılan Rize bölgesine, 1461 yılı ve sonrasında Çoruh, Amasya, Samsun ve Tokat'tan; 1466 yılında yıkılan Karamanoğlu Beyliği bir daha canlanmasın diye Konya yöresinden; 1501 yılında Şil Şah İsmail'in yıktığı Sünni Akkoyunlulardan Tebriz ve öteki bölgelerden kaçanlardan; 1515 yılında Dulkadırli beyliği kaldırılınca Mara-Elbistan Türkmenleri Trabzon ve Rize yöresine yerleştirildiler.

Yavuz Selim devrinde Trabzon'un doğusundaki dirliklerden bazıları ünlü Oğuz boyu Çepniler'in elinde idi. Fakat Çepnilerin Trabzon'un doğusundaki yerlere ve bilhassa Rize bölgesinde yerleşmeleri sonraki yüzyıllarda olmuştur. Gerçekten Çepniler karada ve denizde yiğitçe mücadele vererek oralarda kalabalık topluluklar halinde yurt tutmuşlardır. Bilhassa Rize şehri ve bölgesinde Çepniler yoğun bir şekilde yerleşmişlerdir. Şimdi Rize şehri ve bölgesinde sadece Türkçe konuşulmasının sebebi bu yoğun Çepni yerleşmesidir. Zamanımızda Rize bölgesindeki köylerde Çepni adlı ailelere rastlandığı gibi, Çepni bu yörede "yiğit" , "gözü pek", "cesur ve çetin", adam manasına geliyor.

Yavuz Sultan Selim'in sancak beyliği sırasında Annesi Gülbahar Hatun Sultan Rize'ye gelerek kendi adı ile anılan camii yaptırmıştır.

19. Yüzyılın başlarından itibaren Rize'de Tuzcuoğullarının isyanı değişik tarihlerde birkaç kez tekrarlanmıştır. 1834 yılında bu isyanlara son verilerek Tuzcuoğulları Rumeli de iskan edilmişlerdir.

Rize, 1867 Vilayet Nizamnamesine göre Trabzon Vilayetinin merkez sancağının 6 kazasından biri durumundadır. 1877 yılında merkez sancağa bağlı nahiye olmuştur. 1877-1878 Osmanlı Rus savaşının ardından Lazistan sancağı kurulunca Rize hem kaza, hem de bu sancağın merkezi oldu. Birinci Cihan savaşında 9 Mart 1916 tarihinde Rize, Rusların işgaline uğramış, 2 Mart 1918 de bağımsızlığına kavuşmuştur.

 

BEŞERİ COĞRAFYA

İdari Yapı : Rize merkez ilçeden başka 11 ilçe, 4 bucak ve 350 köyden oluşmaktadır. İlin belediye sayısı ise Kendirli ve Madenli köyleri ile birlikte toplam 18'dir.

B- Nüfus : 1940 da 185526 olan Rize nüfusu 50 yılda yüzde yüze yakın bir artış göstererek 1990 da 348776'ya yükselmiş, 1997 de 333569'a düşmüştür. son 50 yıllık dönemde Rize'nin yıllık ortalama nüfus artış oranı ortalaması % 1.3 olup, Türkiye ortalamasının (%2.3) çok altındadır. Bunda bazı yıllarda görülen nüfus azalması etkili olmuştur. Rize'de nüfus 1940-45 arasında binde 1, 1985-90 arasında da binde 13 azalmıştır. Gerek bu azalma, gerekse Rize nüfus artış oranının 1940-1990 arasında çoğunlukla Türkiye ortalamasının altında seyretmiş olması; Rize'den başka kentlere nüfus akışını kuvvetle muhtemel kılmaktadır.

1990 yılı itibariyle Rize'de yaşayan insanların % 38.2'si kentler, % 61.8'i de köylerde yaşarken bu oran 1997'de kentlerde %52.4 , köylerde 47.6'ya inmiştir. Aynı değerlerin Türkiye de sıra ile % 59.0 ve % 41.0 olduğu düşünülürse Rize'de kentleşme oranının Türkiye ortalamasının altında olduğu sonucuna varılabilir. Ancak buna rağmen Rize'de toplam nüfus içindeki payı 1940'tan bugüne kadar % 100 civarında artış göstermiştir. Bir başka deyişle Rize'de şehir nüfusu Türkiye'ye göre daha hızlı artış göstermiştir.

Nitekim 1940-1990 arasında şehir nüfusu artış oranı ortalaması Türkiye'de % 4.5,Rize'de % 4.6'dır. bundan da anlaşılacağı üzere Rize'de şehirleşme oranı Türkiye ortalamasının biraz üstündedir. Buna karşılık aynı dönemde Rize'de köy nüfusu artış oranı % 0.7 olup, Türkiye ortalamasının (% 1.1) altındadır. Diğer taraftan Rize'de köy nüfusu 1940-45, 1980-85 ve 1985-90 yılları arasında azalma göstermiştir. Hele 1985-90 yılları arasında binden 34 gibi önemli oranda azalma kaydedilmiştir. , söz konusu sayım dönemleri arasındaki rakamlar incelendiğinde köy nüfusunun 47432 kişi azaldığı, bundan 22002 kişinin Rize sınırları içindeki kentlere, 25430 kişinin de başka illere göçtüğü anlaşılmaktadır. Başka illere göçenlerin de kentlerde yaşadığı düşünülürse Rize'de 1985-90 arasında her yıl ortalama 9486 kişinin kente göç ettiği sonucuna varılır. Bu yıllar arasında Ardeşen dışındaki bütün ilçelerde nüfus azalması kaydedilmiş olup, en çok nüfus kaybeden ilçelerin Pazar, Çayeli ve Kalkandere olduğu görülürü.

Sonuç olarak Rize'de şehir nüfusu artış oranı Türkiye ortalamasının üstünde olduğu halde toplam nüfus ve köy nüfusu artış oranlarının Türkiye ortalamasının altında olması ve özellikle yukarıda izah edilen 1985-90 arasındaki durum, gerek köyden kente ve gerekse Rize'den başka illere nüfus akışı olduğunu kesin olarak kanıtlar

 

C- NÜFUS DAĞILIŞI ve YERLEŞME :

Rize'de nüfusun dağılışını belirleyen temel faktör yer şekilleridir. Yerleşmeye elverişli düz alanların az bulunması, yerleşme merkezlerinin sahil şeridinden ve akarsu vadilerinde kurulmasını zorunlu kılmıştır. Nitekim merkez ilçe de dahil olmak üzere 12 ilçenin 6 tanesi sahil şeridinde, diğer ilçelerin tamamı ve köylerin önemli bir kısmı da akarsuların taraça düzlüklerinde kurulmuştur. Ayrıca içerilere doğru engebenin çok artması iç bölgenin tenha olmasına yol açmıştır. Bunun sonucu olarak ortalama 86 olan nüfus yoğunluğu sahil şeridinde 100'ü geçmektedir. Bir başka deyişle Rize'nin sahil şeridi Türkiye'nin en yoğun nüfuslu yerleri arasında olduğu gibi ortalama nüfus yoğunluğu bile Türkiye ortalamasının (69) çok üzerindedir.

Diğer taraftan arazinin çok engebeli olmasının yanı sıra bir takım sosyo-ekonomik nedenler köylerde yerleşme biçimini "Dağınık köy yerleşmesi" olarak belirlemiştir. Evler çoğunlukla birbirinden uzak olup,her ailenin konutu kendi arazisi içerisinde kurulmuştur. İç, Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da olduğu gibi evlerin bir arada bulunduğu bir köy meydanına rastlanmaz. Ancak Rize'de çayın yarattığı ekonomik ve sosyal gelişme, bu yerleşme biçimine bir yenisini eklemiştir; Daha iyi şartlarda yaşama isteği insanları yeni konutlar yapmaya ve bunları yol kenarına inşa etmeye yöneltmiştir. Bunun sonucunda bir yandan, eskinin tamamen ahşap yada "dolma" adı verilen yontulmuş taş-ahşap karışımı evleri yerlerini betonarme evlere terk ederken bir yandan da evlerin yol kenarlarında toplanması sonucu "Yol Boyu Köy Yerleşmesi" doğmuştur.

Şehir merkezinin güneybatısında yer alır. İç Kale ve Aşağı Kale'den meydana gelmektedir. Yoğun yerleşme sebebiyle Aşağı Kale tamamen yok olmuş, batı tarafından bazı sur parçaları ve kuleleri günümüze gelebilmiştir.

  

KALE-İ BALA (YUKARI KALE)

Çamlıhemşin İlçesi'ne 40 km uzaklıkta, Hisarcık Köyü sınırları içerisinde Fırtına Deresi'nin kaynaklarına hakim bir noktada kurulmuştur. Kaynaklarda geçen bir diğer adı da Varoş Kale'dir. Kalenin ana planı dikdörtgen olarak tanımlanabilir. Doğusu, güneyi ve kısman kuzeyi sarp kayalıktır. Batı tarafı eğimli bir arazi üzerindedir. Giriş kapısı kuzeybatıdadır. Kalenin kurulduğu yer ve duvar işçiliği bakımından Zil Kale ili ilişkisi açıktır. Zil Kale ile aynı tarihlerde yapılmış olmalıdır.

 

ŞEHİTLER ÇEŞMESİ

İslampaşa Mahallesi'nde eski Güneysu yolu üzerinde 1917 yılında yapılmıştır. Dairevi kemerli bir cepheye sahiptir. Tek lülelidir ve lülesi üzerinde taslığı vardır. Çeşme, 1916 yılında şehrin savunması sırasında şehit olan askerlerimizin gömüldüğü bir yerde yapılmıştır. İşgal sırasında Ruslar bu şehitlikten yol geçirmek için kazı yapınca şehitler buradan nakledilmiştir. Bu nakil sırasında şehit askerlerin çürümüş elbiselerinden çıkan paralarla halk bu çeşmeyi yaptırmıştır. Çeşmenin üzerinde Latin harfli kitabe metni ünlü şair Bayburtlu Hicrani tarafından yazılmıştır.

Yazara Mail GönderYazdırBaşa Dön